Ankara Caddesi, Cağaloğlu

Öyle güzel bir yere rastladım ki…

Cağaloğlu yokuşundan yukarı çıkıyorum günlerden bir gün, bakına bakına…

Yolun başına valiliğe gelmeden önce hemen sağ kolda bir aralık kapı gözüme çarptı, girişte bir sehpa, bir amca, izin aldım içeri girdim. Demir parmaklıkların ardından görebildim sadece bahçeyi, binanın da bir kısmını. Ne güzel bir binadır, tam plato.

Amcaya sordum bilgisi var mı diye, maalesef bilemedi, birkaç esnaf hepsi Fransızlardan kalma bir hastane olduğunu söyledi, daha fazla bilgiye de ulaşamadım.

Neyse tabiî ki fotoğraflar çekip #storyofistanbul olarak paylaşmak üzere yokuşu tırmanmaya devam dedim.

40 yıllık esnaf dükkanlarından, en seçenekli, en klasik davetiyeciler arasından binbir renkte kalemlerin kağıtların içine dalmak muhteşem oldu. Hepsini almak istiyorsun önce, ama biraz zaman geçirince dükkanda elemeye başlıyor gerçekten sevdiklerinde karar kılıyorsun.

Bulunduğum nokta o kadar süper ki;

İstersen yukarı Nuruosmaniye’ye,  sağdan valiliğin hemen dibinden Sultanahmet’e hatta meşhur Çemberlitaş hamamına, soldaki herhangi bir sokaktan girip dosdoğru yürüdüğünde de Tahtakale, Şarkhan dolaylarında buluyorsun kendini. Kumaşçılar, gümrükte takılan malların satıldığı bilimum dükkanlar, otantik, camlarından plastik çiçekler sarkan oteller, çaycılar, telefoncular ve en baş olarak da kağıtçılar, davetiyeciler, kaşeciler ve kırtasiye dükkanları bu yolda sana eşlik edenler.

Cağaloğluna gelmek için en zaman kazandıran yol; Metro ve Şehir hatları.

Öptüm sizi, bye.

Share