Beykoz’da Sağır Eden Sessizlik

 

1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararname ile İş Bankası tarafından kurulmuş Paşabahçe Şişecam Fabrikası, Türkiye’nin ilk cam fabrikası olma vasfının yanı sıra, hem ülkenin hem de vatandaşların hayatında oldukça özel bir yeri olan fabrika…

1935 yılında  hayata geçirilen Paşabahçe Şişecam Fabrikası, Türkiye’nin işçi sınıfı hareketi içerisindeki yeri bakımından da ayrıca önem taşımakta… Emek tarihi içindeki yeri ayrıca incelenmesi gereken bu mekan, sendikal hareketker, işçi direnişleri, içeri sızan ve örgütlenmeyi önleyici ajanlar, gibi aklınıza gelebilecek tüm bileşenleri ile koskoca bir tarihi saklıyor. En nihayetinde bir fabrika ve her şey bir fabrikanın “tarihçesinde” yazdığı kadar pembe dizi tadında olmayacaktır.

2002’den beri sessizliğe gömülmüş olarak orada durmaya devam ediyor. Yağmurlu bir gündü gittiğimde. Kapısına gidiyorsunuz, bir görevli, haliyle içeride kaza olması riskine karşı girmenize müsaade etmiyor. “İş Kuleler’e bağlı, oraya gidin, izin alın” diyor. Gerçekten kaza riski mi, her şeyden şüphe eder olduk ya, diye düşünüyor insan.

Sahil tarafından gördüğümüz bu girişin, tam karşısında bir Atatürk büstü bulunuyor. Girişin kapı ağzına kalınca bir urgan çekilmiş, bir de muşamba. Üzerinden atladık, demir parmaklıklara vardık.

İçeriye zorla başımı uzatmaya çalıştım, yerde eski telefonlar, gazeteler, kalemler, eski dosyalar ve bir ceket… İçeride öyle ağır bir sessizlik var ki; kulakları sağır ediyor…

Emekçi mi kazandı, patron mu kazandı, netice itibari ile düzenin çarkı döndüğü kesin.

Ekmek kapısı, alın teri, el emeği, göz nuru…

Nazım’dan birkaç satır “Şaban Oğlu Selim”den alıntı ile:

beykoz’un cam fabrikası/ moderen fabrikadır./pencere camlarını biraz dalgalı çıkarır, /biraz çarpıksa da su bardakları,/kesme likör kadehleri harikadır…