Eyvah! Vecihi…

Hepimizin büyük bir sempati ile kulaklarında yankılanan Ayşen Gruda’nın o heyecan dolu sesi: “Hiiii, bu Vecihi’min sesi”…

Gülen Gözler filmindeki bu dünya tatlısı, Şener Şen’in büyük bir ustalık ile canlandırdığı karakterin kim olduğunu belki de bilmeden “Vecihi” karakterini her defasında gülümseyerek izlemişizdir. Keyifli gözlükleri ile çılgın pilot Vecihi’nin aslında kim olduğuna gelin daha yakından bakalım…

Vecihi Bey’in (çünkü henüz soyadı kanunu ilan edilmeden evvel) ta kendisi olan ve Vecihi karakterinin de esinlenildiği Vecihi, 1896 yılının soğuk bir Ocak gününde İstanbul’da dünyaya gelmiş. Öyle bir doğmak ki Ya Rab, doğarken kanatlanmış mıdır, bilinmez, ancak yapılan her işte bir tutku olduğu gerçek olmalı ki, adeta göklerde olmayı kendine şart koşmuş bir kişilik…

Henüz daha 15-16 yaşlarındayken eniştesi ile birlikte Balkan Savaşlarında kendisini gösteriyor. Hep aklında tayyareler…

Hayallerinin ilk adımı olarak önce Tayyare Makinist Mektebi’ne başlıyor ve makinist olarak mezun oluyor. Ardından I. Dünya Savaşı’na katılıyor ve yaralanarak geri döndükten sonra Yeşilköy’deki Tayyare Mektebi’ne giderek, pilotluk diplomasını da alıp mezun oluyor. Savaşın sürdüğü sıralarda artık durdurulamaz bir heyecan ile Kafkas Cephesi’ne atanan Vecihi Bey orada ilk uçak düşüren Türk olarak, tarihe doğumundan sonra kazıdığı ikinci önemli olay oluyor. Vecihi Bey Kafkas Cephesi’nde bir Rus uçağını düşürüyor (korkmayın, güzide memleketimizde ilk aklınıza gelen kişilerden elbette ki değil). Talihsiz bir olay silsilesi ardından kendisi Ruslara esir düşüyor ve zorlu yollar üzerinden İstanbul’a geri dönüş gerçekleştiriyor. İçindeki coşkun seli durduramayan Vecihi Bey kaçak yolları kullanarak Kurtuluş Savaşı’nda sivil pilot olarak kendini buluveriyor. Tarihe bir kez daha adını yazdıran Vecihi Bey Kurtuluş Savaşı’nda ilk ve son uçuşu gerçekleştiren bir tayyareci oluyor. Meclis tarafından üç ayrı kırmızı şeritli İstiklal Madalyası sahibi olan Vecihi Bey Savaş sonrası hayatına içindeki havacılık tutkusunu yayarak bir eğitimci olarak devam ediyor.

Vecihi Bey’in hayalleri durmuyor ve Yunanlılardan elde edilen ganimetlerin parçalarıyla ilk uçağı Vecihi K6‘yı üretiyor.

Ürettiği uçağı uçurmak için bir sertifika alması gereken Vecihi Bey maalesef bunu alamıyor ve kendi kaderine bırakılıp uçuşunu da güzelce gerçekleştirmesine rağmen izinsiz uçması nedeniyle cezalandırılıyor ve uçağına el konuluyor…

Ancak Vecihi Hürkuş, Türkiye’nin havacılık tarihinde ilk yerli üretim uçak ile gerçekleştirilen ilk uçuşu ile tarihe adını altın harflerle yazdırmış oluyor…

“…Şimdi boşlukta, uçuyorum berrak semada, kendi kafamla, kendi ellerimle yaptığım kanatlar üzerindeydim. Sürat her an biraz daha fazla; 100, 120, 150, 180 kilometrelere yükselirken tayyarem tok ve hırçın tırmanışına devam ediyordu. O anki duygularım; bu sürat bizde mevcut tayyarelerin hiç birinde yok. Muvazene dümenlerimi; evvela hafif sonra sert ve daha çok sert olmak üzere birçok kez tecrübe ediyorum. Hassasiyet çok iyi, diğer kumanda vasıfları üzerinde ayrı ayrı muhtelif tesirlerle tekrar tekrar yaptığım tecrübelerim inancıma büyük kuvvet katıyor. Evvela sola dönüş, sonra sağa, daha sonra devamlı dönüşlerim tayyaremin itaatinin tam olduğunu doğruluyordu. Bu tecrübelerden sonra devam eden uçuşumda büyük bir zevk vardı. Uzun zaman kullanılmış bir tayyarede uçuyor gibi idim. Bu arada yaptığım sürat tecrübeleri de tasarladığım projemin limitlerini tam olarak tahakkuk ettirmişti. 15 dakika devam eden uçuştan sonra inişe geçtim, bu tatbikat normal bir tayyarenin hassasiyeti ile neticelendikten sonra etrafımı saran arkadaşlarımın omuzları üzerinde kendimi buldum.”

73 yıllık yaşamına elbette bundan çok daha fazla hayali ve çılgınlığı, aşkı sığdıran bir adam: Vecihi Hürkuş. Vecihi Bey’e Soyadı Kanunu ile verilebilecek en iyi soy ad bu olsa gerek. 1927 yılında ilk havayolları uçuşunu gerçekleştirir, paraşüt ile ilk atlayış yine onun kullandığı uçaktan yapılır, ilk özel havayollarını kurar, girişimcidir, hayalperesttir, inatçı ve kendine, memleketine olan inancı tam, ruhu coşkundur! Her şeye rağmen çokça engelle de karşılaşan Hürkuş Vecihi’yi her ne kadar zor zamanlar geçirerek bu dünyaya veda etmiş olsa da hiç kaybetmediği kanatları ile hatırlamaya devam edeceğiz… Bugün Yeşilköy’de yer alan Havacılık Müzesi‘nde ona ait köşesinde kanat çırpışlarını ve yüreğindeki heyecanı duyumsamak adına müzede onu anmaya gidebilirsiniz…

Yeşilköy Havacılık Müzesi

p.s: Merak edenler, bu kitaba göz atabilirsiniz… http://kitap.ykykultur.com.tr/kitaplar/bir-tayyarecinin-anilari 

Share