Istanbulites: Fırat Arapoğlu

 

Kimdir: Sanat Tarihçisi/eleştirmen ve küratör.  “Beden& Mekân” (Ebru N. Sülün ile), “Kimlikler Lütfen!”, “Halk için Halka Rağmen!”, “Boğucu Kültür (Jean Dubuffet’ye Göndermeyle)”, Öteki Bedenler (Erkan Doğanay ile) “Re-De/Jenerasyon”, “Berlin und İstanbul: Tell Me”, “Demokrasi ve Çatışma”, “Müze İçinde Bir Müze”, “Gidebileceğimiz Bir Yer Biliyorum”, “Homo Homini Lupus Ya da Yarın Unutmak”, “Kesişen Eksenler” ve “Marx 2.0” başlıklı sergilerin ve 3. Uluslararası Çanakkale Bienali’nin (Beral Madra ve Seyhan Boztepe ile) ve 3. Uluslararası Mardin Bienali’nin (Döne Otyam, Ferhat Özgür et al.)küratörlüğünü üstlendi. Gençsanat, ICE, Artam, Eleştirel Kültür, İstanbul Art News, Rh+, Art Unlimited, Flash Art gibi ulusal ve uluslararası sanat dergilerinde, Birgün ve Sol gazetesinde ve sergi kataloglarında makaleleri yayınlandı. Ulusal ve uluslararası sempozyumlara bildiriler yazan Arapoğlu İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır; bu yıl AICA, YK’da görev almaktadır.

1.İstanbul’u üç kelimeyle anlatacak olursanız…

Sevgi, nefret ve bilgi.

2.İstanbul’un fotosunu çekseydiniz hangi kare olurdu…

Şişhane’den Kasımpaşa’ya doğru bir kare olurdu. Böylece binalara birer kurtçuk gibi yapışmış antenlerin kentin doğasını nasıl yansıttığını gösterirdim (Ki, bu fotoğrafı çekmiştik Orhan Cem Çetin ile birlikte)

3.İstanbul’dan silmek isteyeceğiniz birşey…

Çarpık kentleşme.

4.Nerelerde yürümeyi seversiniz?

Balat, Eminönü, Beyoğlu, Tophane, Karaköy sevdiğim yürüyüş rotaları arasında.

5.İstanbul’un neden taşı toprağı altın?

Ucuz işgücü, rant ve sömürünün de odağı olması nedeniyle.

6.Senin İstanbul hikayen ne?

Bir yılbaşı akşamı sevdiğin müzisyenlerin sahne aldığı unutulmaz bir geceye katılırsın, içersin, eğlenirsin; sevdiğinle, dostlarınla. Sonra gece vakti mekandan çıkıp, evine doğru minibüsle gitmek için yola çıktığında seni gasp etmek isteyen bir kapkaççıyla mücadele edersin. Ondan kurutulup, eve gittiğinde aile evinde huzur içinde uykuya dalarsın (2001).