İstanbulites: Sibel Baykam

 

Kimdir: 1971 Ankara’da doğdu. O gün bugündür gazete, dergi, blog, hatıra defteri, boş sayfa nereyi bulsa yazı yazmakta. Sanatsever, sanatçıçoksever. Seyahat eder, evine döner. Bir gün dağlarda bir kulübede ya da okyanus kenarında küçücük bir hayat hayaliyle yoluna devam etmekte…

1. İstanbul’u üç kelimeyle anlatacak olursanız…

İnsanı “yumuşacık bir şefkatle” baştan çıkarabilecek oyunculukta bir kadın. / Durgun Boğaz sularının nice derin-dip dalgalar barındırdığını sezen bir bilge / Sorumsuzca harcanmış dev bir miras.

2. İstanbul’un fotosunu çekseydin hangi kare olurdu…

Her aşk hikayesine göre değişir 😉 Merkezi çok, merkezi yok! Yine de Salacak’tan tarihi yarımadaya bakmak fena bir özet olmaz sanki.

3. İstanbul’dan silmek isteyeceğin birşey..

Taksim meydanındaki betonu ellerimle sökebilirim! Yeter ki üstüme gaz sıkmayın ve 3-5 çapulcu verin yanıma…

4. Nerelerde yürümeyi seversin..

Ortaköy sahilinden başlayıp Boyacıköy’e, aynı yoldan geriye… Ne var ne yoksa akıl karıştıran, her bir iskelede denize fırlata fırlata…

5. İstanbul’un neden taşı toprağı altın…

60’lar ve 70’lerde bu cümlenin peşinde ne hayatlar yok oldu. Bana bu kentin tarihi altın, bugünü ise altın suyuna batırma gibi geliyor.

6. Senin İstanbul hikayen ne…

6 yaş… Ankara’dan İstanbul’a taşınmak istemeyen kız çocuğuna babası bir söz verir: “Sana bir deniz botu alacağım ve sen her gün onunla gezeceksin!”. Alır da, ipini sahile bağlar, kız küreklere asılır, uzaklaşamaz bir türlü. Babası der ki, “Sabret, her yaşında bu ip biraz daha uzayacak.” Kız taa o gün öğrenir ki, tarihi, denizi ve bu şehri anlamak için gerekli erdem sabırdır.