Kaybolan İstanbul…

 

Nereden geliyor bu umursamazlık, bu günü geçirmek halleri, bilemiyorum. Elimizdeki değerlerin, kenti, kimliğini gerçek kılan yerlerin yitip gitmesine bakakalıyorum.

Hep kitaplarda okuyup, kendimi yanlış bir zaman diliminde hissettiğim zamanlar oluyordu, şimdi, bugün ise elimdekinin bile kitaplarda kalacağını görmek ve buna karşılık elimizden birşey gelmemesi, bu çaresizlik beni derinden üzüyor.

Pando Amca’nın dükkanı; mavi çerçeveli camlarından onu süt kazanını karıştırırken görürdüm, şimdi o mavi camlarını posterler kaplıyor, üstüste yapıştırılmış, yıpranmış, yırtılmış. Dükkan boş.

Tarihi Filibe Köftecisi, 122 yıldır aynı yerdeler. Kimleri götürmedim ki oraya. En son Roca Kardeşlerle köfte yedik orada, ayıla bayıla. Camına yazı yazdık, change.org’da kampanya başlattık, ne oldu? Hiç. Geri sayıyorlar. 122 sene, bir gün içinde 0’a inecek.

Borçlar Kanunu, 347. madde. Kiranın başlangıcından 10 yıl geçtikten sonra kiracının sebep gösterilmeksizin tahliye edilebilmesi. Kim dayanabilir ki… Onlar yokoldukça tarihimiz, anılarımız, şehir hafızası yitip gidiyor. O rengarenk İstanbulum yokoluyor, herhangi bir şehir haline geliyor şehrim.

Kadıköy’de sayısız dükkan, yitti gitti. Çoğunun yerine artık yeni, tekdüze Kadıköy’ün simgesi haline gelen Türk kahvecileri ve lokantalar açıldı, açılıyor. Tanıdığım bir sürü esnaf sırada,  mağdur durumda, şimdi değilse bir seneye birçoğu olmayacak. Davalar sürüyor, ama yasa o kadar açık ki. Çık diyor dükkanımdan. Git. Bana ne ki senin kaç yıldır orada olduğundan! Daha çok para istiyorum. Para. Para Para.

Beşiktaş Çarşısı’nda da. Beyoğlu’nda da durum aynı.

Markiz’e sahip çıkamazken, kalan bir iki dükkandan alışveriş bile yapmazken, Mısır Çarşısı’nın, Balık Pazarı’nın bir milyoncu tipinde hediyelik eşyacılara teslim olmasını izlerken…

Ancopulo Pastanesi, Glorya Pastanesi, İnci Pastanesi, Nisuaz, Gülen, Kibar Pastaneleri, Beyoğlu’nda herkesin birbirini selamlaması, günde iki kez değiştirilen kıyafetler, hanımefendiler, beyefendiler, İstanbulumuz’un en güzel anıları, kaybolan İstanbul’un…

Tuba Şatana

Share