WALTER

 

Neredeyse üç sene olacak ailemize 4 bacaklılardan gireli, bütün olay yaşça en en en küçüğümüzün Pug tutturmasıyla başladı. Sürpriz sepetler, kapıyı çalıp minnak canlıyı kapıya bırakmalar, sevinç çığlıklarıyla sürpriz diye bağırmalar, veteriner ziyaretlerinin ilki derken o minik benim başıma kaldı ve meditasyon kaynağım oldu desem!

Ardından şehir hayatıma birbaşka gözle daha bakmam gerekti bir kere daha, hemen her yerlerde minik de olsa yaratılmış yeşil alanlar, hayvansever işletmeler, topluca ev hayvanlarını gezdiren gönüllü üniversite talebeleri, en önemlisi de Pet Konaklama tabii…

Farkettiğim en itinalı hareket çevre temizliğine hassaslık gösteren hayvan sahipleri oldu. Bende dahil hepimiz donanımlıyız. Olası beklenmeyen durumlara karşı ceplerimiz poşetler, bozuk paralar ve ödüllerle dolu dolu.  Belediyeler, çokça mahalleliler adım başı su  ve yemek koyma konusunda ise aşırı bonkörler.
Parklar, sahil boyunca uzanan yeşil alanlar hepsi  belli saatlerde çocukmuş gibi seslendiğiniz birsürü minik arkadaşlarımızla dopdolu. Edna, Pako, Süt, Kuki, Peru, Walter “benimki” gibi bir sürü arkadaşlarım oldu benim de. Şehirde köpekle yaşamak zor sanırdım, köpeğim olmasaydı asla düşünmezdim belki de :)) Ama iyi ki bana kalmış, İstanbul minik dörtayaklılarla daha saf, daha samimi, daha güzel…

Şimdilerde bir çok işletme pet lover, şanslıyız. Hemencecik bir su kabı çıkıyor ortaya, küçük bir yemek sepeti… Herkesin keyfi oluyor. Bir de toplu taşımalardan faydalanabilsek değmeyin keyfimize!

Bir gün hayatınızda böyle bir emrivaki ile karşılaşırsanız bu yazım gelsin aklınıza, şanslı olduğunuz için bir göz kırpın.

fotoğrafS